29 Ocak 2013 Salı

Günler...

Günler yoğun geçiyor… İzine/tatile çıkacakmışım gibi bir hareketlilik var içimde ama öyle bir plan yok şimdilik.(tatile çıkan öğrencilerden-başta Handan’dan- etkilendim herhalde biraz)
Cuma akşamı Konya’dan döndüm. Gitmek için hiç istekli değildim, garip ve anlamsız bir şekilde önceki seyahatlerime göre daha tedirgin ve huzursuzdum. Gidişim, seyahatim, işlerin akışı sorunsuzdu çok şükür. İstanbul-İzmir uçuşu biraz tedirginlik verdi, sıkça yaşanan hava boşluğu nedeniyle. Bir de tam o anlar da öğrendim; bizden önceki seferlerde bir uçağın motoruna yıldırım düştüğünü! Neyse bol yağmurlu İzmir’ime sağ salim ulaştık. Şiddetli dolu yağışıyla annemlere ulaşıp, kavuştum kuzuma. Eşyalarımızı toparlayıp,evimize geçtik. Çok özlemişiz birbirimizi… Günlerin uykusuzluğu, yorgunluğu ve hasretiyle  geç saatlerde teslim ettik kendimizi uykuya…
Cumartesi sabahı kahvaltı,evi toparla,Cansu’yla oyun oynama,dergi-kitap okuma derken onu uyutup,kalan işlere daldım.Akşam üzeri Handan ve babası bizi almaya geldiler.Annemlere gittik yemek için.İlk kez o akşam fark ettim;kızlar büyüyor,büyüdükçe aralarındaki yaş farkı,farklılıklar azalıyor…Beraber oynuyor,dans edip,şarkı söylüyorlar.Daha bir kardeş gibi,daha bir kuzi olmuş gibiler.Maşallah…Önceki toplanmalarımızda anlaşamıyorlar,biz de sıkılıp,geriliyorduk,bu nedenle olsa gerek; yardım için hemen mutfağa geçince annem; “aman kızım,siz mutfağı,sofrayı bırakın çocuklarınızla ilgilenin”dedi. “dur bakalım bi başlasınlar,sorun olursa müdahele ederiz”dedim ben de …Maşallah kızlar süperdi,salonun bir köşesine yastıklarla yuva yaptılar,oyuncakları taşıdılar,evcilik oynadılar…Bir ara Cansu “anane kotuğu aç,bis zıplıcas”diye tutturdu… Yaman paşam da büyümüş,ifadeleri,bakışları değişmiş veee yürümeye başlamış oğlum…Maşallah ona da…Babamın dediği “pamuk efe”….Hep beraber yemek yendi,maç seyredildi,sohbet –muhabbet… Güzeldi,keyifliydi… Nicelerine inşallah…
Pazar sabahı geç kalktık,kayınvalidemleri alıp,Çiçekliköy’e kahvaltıya gittik.Hava yağmurluydu ama ortam,manzara çok güzeldi,neredeyse ormanın içindeydik…Kahvaltıdan sonra eşimin işi sebebiyle Selçuk’a uğrayıp,Bayındır’a geçtik…Hava karardığından kuzulara,ineklere bakamadık.Bir Mazlum’unu(meşhur köpeğimiz)görebildi bizimki.Koyunlar yeni doğum yapmışlar,bir tanesi (Can)küçük doğmuş ,onu eve alıp biberonla beslemişler hep,kuzucuk büyümüş ama annesini emmiyor,hep biberondan istiyormuş sütünü.Cansu’da kuzuları merak edince,yenge Can’ı kaptığı gibi getirdi,biberondan sütünü içirdi.Cansu şaşkın şaşkın bakakaldı.Sevsin mi,korksun mu? Şaşırdı…Hazırlanıp,çıktık,merkezde bir şeyler yiyip,eşimin akrabalarının nişan törenine gittik.Yüzükler takılıp,pasta kesilince de kalkıp,İzmir’e döndük.Kuzum yolda uyumuştu,saat geç olunca  banyosu da kaldı.Üstünü değiştirip uykusuna devam ettirdim.Ben de eşyaları yerleştirip,duş alıp uykuya…
Pazartesi sabahı uyandırılıp,giydirilmek Cansu için zor ve sıkıcı oldu(4 gün boyunca uyandırılmadığından olsa gerek)ağlaya-sızlaya çıktık evden.Anneanneye gidince öğrendik ki;bir sürpriz bekliyormuş bizi…Meğer Handan Cumartesi’den beri annemlerdeymiş,eve gitmemiş…Cansu kuzum bunu duyunca koşa koşa girdi eve…Annemler anlattı sonradan;bizimki gitmiş Handan’ın yanına
“Handaaan,hayatım hadi kalk ,kavaltı yapcas”deyip,öpüp,uyandırmış.Dedesi “Handan değil,abla de”deyince de “abla değil,o bi Handan”diye vermiş cevabı J
Annem ikisini yıkamış,uyutmuş…Güzel güzel oynamışlar,maşallah…Akşam işten çıkınca annemlerden önce Candostum’a uğradım,annelerine gelmiş o da(23 yıllık çocukluk arkadaşıyız,üniversite hariç evlenene kadar aynı apartmanda oturduk,annelerimiz hala aynı apartmandalar)Yarım saat kadar sohbet ettikten sonrap,Cansu’ya almaya çıktım.Handan’dan ayrılmak istemeyince “anne sen git ben buda kacam”diye tutturdu.Handan’ı diğer odaya gönderip, “babası almaya geldi,evine gitti,yarın yine buluşacaksınız” deyip eve götürebildim.İpek kızım büyüyor.Kapıdan çıkarken anneannesine teşekkür etti,annem de “gel bir öpeyim kızım” dedi,öpüştüler,Cansu bir an durdu,döndü “dedemi de öpiyim”dedi,koştu odaya dedesini öpmeye….Hey Allah’ım maşallah…
Akşam evde,oyun oynadık,kitap okuduk derken,pijamalarını giydirdim,sütünü yaptım,içti “anne sütümü içtim,ben uyuyim”dedi….MAŞALLAH !Tarihe geçsin diye yazıyorum… “odaya gidelim,kocaman yatağa”dedi.Gittik,ışıklı/sesli kaplumbağasına sarıldı,salladım ve 15 dk.da uyudu.Saat 22:18’di.Maşallah inanamıyorum hala.Gündüz de aynı saatlerde,aynı süre uyumuş,şaşırdım,bir yandan da “keyfi mi kaçacak?” diye tedirgin oldum.Alışkın değilim napayım?
Sabah yine uyanmak istemedi,ağlayarak,zorla giydirdim “Handan bekliyor,fırından gevrek-boyoz alıcam size”dedim,kapıdan çıkınca sakinleşti.Kucağımda çıktık annemlere “deden size gevvek aldım,boyos aldım”diye başladı anlatmaya…Annem de “hadi gel kızım Handan’ı uyandıralım” dediğinde,beni öpüp,çoktan unutmuştu bile…Bugün de güzel güzel geçiniyorlarmış maşallah…
Tatil fırsatıyla,Handan anneanne-dedesi ve Cansu’yla ,Cansu da Handan’ıyla güzel zaman geçiriyorlar…Bizimkiler yoruluyorlardır ama,torunlarıyla olmak da ayrı keyiftir mutlaka…
Yarın günübirlik Uşak,Perşembe Manisa iş seyahatlerim var.Cumartesi de Derinsu’nun doğumgünü.Güzel,yoğun bir hafta…
Herkese mutlu günler,sevgiler…

Dostluk Mimi...


                                                            Bunları biliyor muydunuz?

Hassas kişilerin aslında en güçlü olduğunu, her şeyin üstesinden tek başlarına gelebildiklerini? 
Başkalarına nezaket gösterenlerin, kaba davranışlara en fazla maruz kaldığını? 
Sürekli başkalarıyla ilgilenenlerin aslında ilgiye en çok ihtiyaç duyanlar olduklarını?
Söylemesi en zor üç sözün “Seni seviyorum!” “Özür dilerim!” ve “Bana yardım et!” olduğunu? 
Biliyor muydunuz? 

Birinin mutlu görünmesi onun her daim mutlu olduğu anlamına gelmez; yüzündeki o gülümsemenin ardına bakarsanız, belki aslında ne kadar acı çektiğini ve gülümsemenin acısının üzerine beceriksizce örtmeye çalıştığı bir perde olduğunu görebilirsiniz.

Şu anda sorunu olan bütün dostlarımız için bir iyi niyet hareketi başlatalım. 

Blogumuza bu yazıyı kopyalayıp yapıştıralım. Belki bir aile sorunları, sağlık sıkıntıları, iş dertleri, o ya da herhangi bir konuda endişesi olanlara ve sadece birinin umursadığını bilme ihtiyacında olanlardan bir tanesi, birimizin blogunda rastlar ve bir anlık da olsa dünyada başkalarını düşünen insanlar da olduğunu fark eder. 

Bunu hepimiz için yapalım, çünkü kimse sorunlardan bağımsız değildir. Umarım bu yazıyı bütün blog dostlarımın duvarında görürüm. Bazılarınınkinde  göreceğimi biliyorum! Ben bir dostum için yaptım ve isterseniz siz de yapabilirsiniz. Çok basit, başka mimlerde olduğu gibi uzun uzun bir şeyler yazmanıza bile gerek yok, kopyalayıp yapıştıracaksınız. 
O kadar.  :) 




28 Ocak 2013 Pazartesi

Örgü cepken bebek yeleği


Yeğenim Yaman Paşa için yelek örmek istiyordum ne zamandır,İnternette gezerken bu modeli görüp çok beğendim.Hemen hemen aynı adımları izleyerek ördüm.Marifetaneye  buradaki anlatımı için çok teşekkür ederim,açıklayıcı anlatımı sayesinde kimseye sormadan ördüm,bitirdim.


Benim ördüğüm cepken yeleğin ipi,sayıları,yapılışı ise şöyle;
İp: Nako Lüks Minnoş Kale Taşı 131 (1 yumak) Şiş: 3,5 numara Beden:  1-1,5 yaş için
Önler;  3 ilmek başlayıp,her sırada kenarlardan arttırarak haroşo ördüm.32 ilmek olunca,arttırmadan 3 sıra daha ördüm.Ön bant için 6 haroşo ,sonra sırasıyla 8 düz-10 haroşo(cep görüntüsü için)-8 düz ördüm.Cep için örülen 10 haroşo 4 sıra olunca tamamını düz örmeye devam ettim.59 sıra düz örgü örülmüş olunca,kol için 10 ilmek ilmek haroşo kalanı düz ,ön bant haroşo olarak devam ettim(yani  6 haroşo -16 düz -10 haroşo )kol oyuntusu için 4 sıra haroşo örülmüş olunca 6 ilmeği aynı sırada kesip,4 haroşoyla devam ettim.Diğer taraftan yaka içinde her sırada ön bantın 6.haroşonu hemen yanındaki düz ilmekle beraber örüp ilmek azaltmaya(kesmeye)başladım.Toplamda 18 ilmek kalınca,kesme işlemi yapmadan 10 sıra daha örüp,tüm ilmekleri aynı sırada kestim.(sol önde haroşo olan bant kısmında 6 sırada bir ilmek açtım)
Sağ önde ise örgüyü bitirirken 6 ilmek olan haroşo bantı kesmeyip  örmeye devam ettim.(Üç parçayı diktikten sonra,arka parçanın ense kısmı ile beraber dikip,diğer ön bantla birleştirip,yakayı yapmış oldum.)


Arka; 68 ilmek başladım,3 sıra haroşo ördüm.Sonra 59 sıra düz örgüyle devam ettim.Kollar için her iki baştaki  10’ar ilmeği 4 sıra haroşo ördüm,her iki baştan 6 ilmeği aynı sırada kesip, 4 ilmek haroşo ile düz örmeye devam ettim.Ön parçalar  ile aynı uzunluğa gelince 56 ilmeği 18-20-18 olmak üzere üçe böldüm.ilk 18’i örüp,sonraki 20 ilmeği aynı sırada kestim(ense için)sonraki  18 ilmeği iki sıra örüp aynı sırada kestim.Şişte kalan ilk 18 ilmeği de dönüp iki sıra örüp aynı sırada kestim.


Üç parçayı dikip,sağ önde yaka için ayrıca uzun ördüğüm bantı enseye dikip,diğer parçadaki ön bantla  birleştirip,yeleği tamamladım.(Farklı olarak cep görünümündeki haroşa bölüme de birer tane düğme diktim)
Anlatabilmişimdir umarım…Örnek ve anlatım için Marifetane’ye tekrar teşekkür ederim…
Yaman paşamda iyi günlerde kullansın inşallah…
Sevgiler..

Konya….

MEVLANA
 Uzun zamandır görmek istiyordum,hatta eşimle beraber gitmeyi  çok istemiştik.(öğrencilik hayatının 4 senesini Konya’da yaşamış)Nasip bu günlereymiş…

İstanbul aktarmalı uçuştan sonra 15:30 gibi vardım Konya’ya…Hava gayet güzeldi,aynı İzmir gibi…Acil yapılması gereken işleri halledip,kapanmasına 40 dk.kala Mevlana’yı ziyaret edebildim…Sanki çok uzun zamandır karşılıklı beklenilen bir ziyaret gibiydi…Farklı,anlamlı,huzurlu…Her ne kadar aceleyle geçse de,kalabalık olsa da güzeldi,değerliydi bu ziyaret benim için…

Hz.Mevlana

Sakal-ı Şerif





 Akşamına toplantı,Havzan Et’te etli ekmek,bıçak arası afiyetle yendi,çay-kahve keyfi yapıldı…Raporlar çalışılıp,hazırlandı,02:00’ye doğru uyuyabildim…
İkinci gün sabah-öğle arası koşturmaca,rapor,ziyaretler.Öğle yemeği için Tiritçi Mithat’a gittik.İskender dönerin( kiremit tabakta) değişik hali ama çok lezzetli(etinden,tereyağından mıdır bilemedim harikaydı,öneririm…)Ardından Aziziye Camii ziyaret edildi,camiinin yakınında Türk kahvesi içildi…Öğleden sonra aynı yoğunlukla devam etti.

Tiritçi Mithat

Aziziye Camii

Aziziye Camii giriş

Aziziye Camii





 Akşam üzeri Şems-i Tebrizi… Aynı adı taşıyan camii içerisinde olduğundan,namazın bitmesini bekledik…Tarif edilemeyecek kadar huzur verdi bana…Garip,sıcacık,kucaklayan,sakinleştiren bir havası var…Okuduğum kadarıyla da Mevlana’dan daha çok etkilemiş,daha yakın gelmiştir bana Şems…Ziyaret ederken de öyle hissettim…Belki daha sakin oluşundan,daha yakın,rahat olabilmekten?zaman kısıtı ve etrafta sürekli birilerini uyaran güvenlik görevlileri olmadığından?bilmiyorum….O küçücük,kendi halinde,mütevazi Camiide saatlerce kalabilirdim.Ki çıktığımda fark ettim,yarım saat kadar bir köşede oturup öyle kalmışım…
Bana çok iyi geldi…


Şems-i  Tebrizi


Şems...

Akşam Kule Avm .de yemek yiyip,Kuleden manzarayı seyrettik.Otele geçip,raporlara devam ettik.Saat 03:00’ü geçiyordu uyuduğumda.Yanıma örgümü ve bir kitap almıştım(hatta arsızlık yapıp oralardan da kitaplar alıp taşıdım)ama hiçbirine zaman ayıramadım.Onlar da benimle beraber gelip-gittiler.

Kule Site Avm

Cuma sabahı eşyaları toparlayıp,otelden ayrıldım.Kalan son ziyaretleri yapıp,hızlıca Alaattin Tepesi’ne çıkıp(tadilat varmış)ardından hediye alışverişlerini yaptım.Öğle yemeği bile yiyemeden havaalanına geçtim.





Konya manzarası

Konya karlı dağlar
İstanbul Boğazı...


İstanbul


İstanbul...




Çok şükür sağ salim vardım.
Kızıma kavuşmaksa hepsinden öte paha biçilemezdi…
Canım yavrum,Çarşamba sabahı annemlere bırakırken ayrılmak istemedi 15 dk.boyunca anlattım,en son “Konya’da çok güzel dergiler varmış,gelirken sana dergi alıcam”deyip tatlı tatlı,ağlamadan ,öpüşe-koklaşa ayrıldık.
İlk akşam babası gitmişti yanına,babasına “baba annemi unuttuk hadi gidip alalım”demiş,eşim eve giderken de arkasından çok ağlamış(2.gece gitmedi bu nedenle)
Perşembe günü kahvaltıdan sonra masaya kapanıp “anne”diye içli içli ağlamaya başlamış,annem “ne oldu kızım?”diye sorunca “anane benim annem kaboldu”demiş…Akşamüzeri konuştuğumuzda keyfi yerindeydi,geceyi de rahat geçirmişler…Cuma günü “annem uzak işe gitti,koyaya”demiş sürekli…Akşam 20:30 gibi kavuştuk.
Ahh ne özlemişim….
Güzeldi Konya,ben sevdim…Bir daha kızım ve eşimle rahat rahat gidip,gezmek isterim…(daha çok yeri var gezilecek ama zaman çok kısıtlıydı benim için)
İsteyen herkese de nasip olsun dilerim…
Sevgiler..

22 Ocak 2013 Salı

Yolcu...

İş nedeniyle Konya’ya gidiyorum.Çoook uzun zamandır gidip,görmek istediğim bir şehir Konya,en çok da Mevlana’dan dolayı tabii…Nasip bu seyahateymiş…İnşallah bir dahaki sefere kızım ve eşimle ailecek gideriz…Bir yandan heyecanlıyım ,görmek istediğim bir şehiri görebileceğim,farklı bir iş deneyimi yaşayacağım ,diğer yandan da isteksizim ,Cansu’dan ayrı kalacağım,özleyeceğim,geceleri huzursuzlanacak mı? annem daha çok yorulacak diye sürekli düşünüyorum…
Sağ salim gidip-gelmek,Cansu’ma,yuvama kavuşmak dileğiyle…
Dönüşte bir Konya yazısı yazarım inşallah...
Sevgiler…